SİTEYE ÜYE OL 
Genel Bölgeden Güncel Röportaj İçimizden Biri Sanatkarlarımız Esnaflarımız Spor Vefat İz Bırakanlar İlçemiz İlimiz
MUZZAFFER BEYİN EVLER YOLLAR NOSTALJİ (8)
MUZZAFFER BEYİN EVLER YOLLAR NOSTALJİ (8)
Sitemiz yazarlarında Muzaffer Taşdemir beyin nostalji yazılarından evller ve yollar yazısı.....

Tarih: 24.02.2013      Okunma: 5123     Haberi Yorumla    Haberi Yazdır        Haber : Muzaffer TAŞDEMİR 
 


 

 

SİTEMİZ SOSYAL MEDYA ADRESLERİ

 

23.02.2013

EVLER YOLLAR İNSANLAR

Çocukluk yıllarımızda ailelerin hedef olarak belirledikleri en büyük şeylerden birisi de memlekete bir bina dikebilmekti. Modernizasyonun bu seviyede olmadığı o zamanlarda, şehir planlarının daha esnek uygulanabildiği dönemlerdi. Yapı teknolojilerinde şimdi sahip olunan seviyelere henüz ulaşılmamıştı. Özellikle 1998 ve sonrasında yaşanan deprem hadiselerinden sonra imar konusunda gelişmişlik kriterlerine uygun mevzuat ve denetlemeler zorunluluk haline geldi. Sanıyorum o dönemlerdeki usta ve sanatkârların kafalarında canlandırdıkları planlar ne derece fiziksel ve statik hesaplara uygunluk sağlarsa o derecede güvenli binalar yapılıyordu. Çarpık kentleşme, plansız yapılanma, olası teknolojik gelişmeleri değerlendiremeyen vizyonu yetersiz yetkililerin yaptığı icraatlar olsa da güzel örnekler, hayata ve doğaya bakışımızı yansıtan yapılaşma, evde yaşayanlara, uzaktan yakından gelen misafirlere yönelik bizlere has yapı tarzı da ortaya çıkıyordu.

Eski ahşap binaların sundurmalarla genişletilmiş birinci katları, bu katta bulunan şöminelerle, bacalıklarla, duvara gömme ağaç işlemeli raflı dolaplarla, dolapların içinde muhafaza edilen ve benim gibi meraklı çocukların merak ve hayranlıkla karıştırdıkları, eski defterler, çok eski fotoğraflar, dedemin istiklal harbinde Rus esaretinden kalma olduğunu düşündüğüm işlemeli hançerler, yağdanlıklar, takımı bozulmuş fincanlar, hokkalar, sürmedanlıklar, lamba camlarının şekli ve boyuna göre dantelden örülmüş el işi kılıflar, duvara asılmış evin büyüğünün odada küçük bir tabureye oturarak abdest aldığı leğenler, kadife üzerine kanaviçe işli kuran kapları, kurban derilerinden pırıl pırıl bembeyaz pöstekiler duvarda asılı dururdu. Bu birinci katlarda misafir kalanların banyo ihtiyaçları için mimarinin bir uygulaması olarak, diğer kapı ve kapaklarla uyumlu bir çift kanat kapıya sahip çark denilebilecek bir bölüm bulunurdu.

Bu yapılara hatırladığım birinci örnek Rahmetli Gümüşlü Dedem Ali Efendinin Rıza’nın oğlu Ali Rıza Yılmaz’ın Gümüşte Taşköprü’den iki yüz metre uzaklıkta çayın kenarında yolun sonundaki köşede, sokunun yanındaki eviydi. Hacıköy’ü düşündüğüm zaman Arif Ağaların Muzaffer Amcanın yani arkadaşım Enver Yığman’ların birinci katı sundurmalı yolu yukardan ve hakimane bir şekilde gören evleri, geniş salonu ve odaları, yüksek tavanları, çatısı, çatıya nereden çıktığımızı hatırlayamadığım kiremitliğin gizemli görünüşü bir zengin evinin özelliklerini taşıyordu. Fakat yine de okula başladığımız yılda başlayan bu samimiyetle bizi en çok ilgilendiren üç tekerlekli bisiklete bindiğimiz beton avlu, devamındaki çiçekler ekili küçük ve düzenli avlu, arkasında kiremitlikli bir kuruluğun altındaki fazlalık eşyaların konduğu çatı altıydı.

Rahmetli Asım Eryılmaz’ın ahşap evi, Keçecilerin Hacı Seyfettin Amcanın yani Mehmet Ali Turabi’lerin Evi, Muhittin Kızıklının evi, Hacı Ahmet Civek’in babadan kalma evi, Yine Rahmetli Mehmet Ali Civek’in Musa ve Özcan Civeklerin babası Rahmetli Ahmet Civek amcamızın hastalığından dolayı sürekli başında oturduğu pencere bu eski evlerden kalan hatıralarımdır.

Şehirler arsası yolculuklarda yola gidenler kılık kıyafetini olabildiğince düzeltir, imkânları ölçüsünde para harcama, gezme moduna girerdi. Yaşadığı memleketten çıkamayan, dışarıda bir işi, bir imkânı, bir yakını, bir vesilesi olmayanlar bu seyahatlere imkân ve vesile bulamazlardı. Yakın mesafelere yolculuk eşek arabası, at arabası, traktör römorku veya tam lüks, beş yıldızlı yolculuk yapacaklar kamyon kasasında yolculuk imkânına ulaşırlardı. Ben de bu konforun en üst seviyesine Çorum yolunda Tellibabaya bir kamyon kadınlı kızlı çocuk büyük kurban götürürken yaklaşık kırk beş kilometre yola Şoför Rahmetli Kızılcaköylü Muzaffer Çolak amcamızın Bedford kamyonunda, kupanın üstünde takoz ve halatların konduğu demir kafeste, hem de şoförün tam üstünde ulaşmıştım. Allahtan o yolda kaza olmadı, şimdi bu yazılarla sizlerde bizlerde uğraşabiliyoruz.

O günlerde gurbette kendini tamamıyla vakfetmeyene gurbetler zırnık vermezdi. İnsanların önündeki seçeneklerden biri yaşadığı memleketteki, imara planlamaya şöyle böyle uyan bir arsaya olduğu kadarıyla bir bina dikip ailesinin, çoluk çocuğunun beklentilerini tatmin etmek, ya da engin bir denize yelken açarak yeni bir memlekette sıfırdan başlayıp ömrünü vakfetmekti.  Almanya işçi almaya başlayınca çoğu insanımız Almanya yolcusu olmuştu.

Bugün ekonomimizin devleri olan birçok aile şirketleri bile, Kayseri’den, Denizli’den, Malatya’dan, Diyarbakır’dan, Trabzon’dan, Rize’den, Bitlis’ten, Sivas’tan, Kastamonu’dan hicret edip gurbete yerleşenlerdir. Objektif düşünceler, bilimsel kriterler, yaşam standartları, eğitim çağındaki aile fertlerine belirlenen hedefler irade göstermekten çok kadere havale edilirdi.

Zenginler ayrı, imkânları kısıtlı olanlar ayrı, sülaleden gelen arazi sahipleriyle emeğiyle geçinenler kendilerine uygun ayrı  planlar yapabilirlerdi. Cenabı-ı Allah herkesin rızkını bir taraftan verir, Amenna, fakat kimi tütün tarlasına günlükçü amelelik planı yapabilirdi, kimisi Afyon’dan nohut getirip leblebiciliği yapabilirdi. Antep’ten tütün dizmeye on iki tel halinde sarılmış pamuk ipliği getirmek, otuz beş kırk kiloluk beyaz pamuk çuvallarda çekirdekli kara üzüm getirmek ithalatla bir sayılırdı. O günlerde tütün ipi getirip satan esnaf insaflı birine düşmeyerek malları kasıtlı olarak ağır gelmesi için ıslatan veya rutubette bırakarak kantarda ağır bastıran birine denk gelirse para kazanamazdı. Çuvallarla gelen kurutulmuş kara üzüm ya evlerde komposto yapılır ya da bakkalda yüz gram, iki yüz gram gazete kâğıdından konik şekilde katlanarak tartıldıktan sonra caket (ceket)cebine boşaltılıp canı çektikçe yenirdi. Hâsılı kurutulduğu yerden midelerimize girinceye kadar sağlıklı olduğundan emin olamadığımız birçok badirelerden geçerdi.

Şuurlu bir millet, bilinçli bir halk olmak her zaman önemlidir. Temelde bu ahlaki ve bilimsel faziletlere sahip olan insanların gayretleri bir de modern ve adil devletle birleşirse o zaman ayakta kalabilen, siyasi, iktisadi, harsi, itikadi fiili bir özgürlüğe sahip olunabilir. Hızla gelişen dünya gerçekleri, insanlığın hızla tükettiği doğal kaynaklar, yer altı zenginlikleri, enerji kaynakları, stratejik ve lojistik özelliklerin değerlendirilmesi ve adaletli, şuurlu, satın alınamamış yönetimlerin varlığıyla milli varlığımız ve insanlara layık olan haklar korunabilir. Dün deprem paralarıyla memur maaşlarını ödeyen, birçok yolsuzluk iddialarının ortaya çıktığı hükümetlerle bugünkü yaklaşımlar arasında müspet anlamda farklılıklar ve gelişme olmalıdır. İnananların ve şuurlu Müslümanların basiretlerini tamamen kendilerine amade zannedenler mecliste başörtülü olduğu için aforoz edilen kadın milletvekiline haddini bildirenlere mersiyeler yazsalar, tevil ve tefsirler yapsalar da bunun sadece kendi menfaatlerinin gereği olduğunun anlaşılması hiç zor olmuyor. O yazılanlar, o söylenenler evrende sonsuza kadar bir akım, bir enerji halinde kalıyor. Hiç olmazsa bu hezeyanlarına pişman olan çıkarsa temizlenmeleri için bu köşemde duymaları gereken pişmanlık yazılarına yer verebilirim.

Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir devlet olma yolunda dünyanın en başarılı devletidir. Bunu kanıtlama hususunda ekonomik, kültürel, sosyal, bilimsel, sınai bütün gelişmelerin gerisinde değil ilerisinde olması yanında, başta bütün kişisel ve toplumsal eylemlerimizin temel kaynağı olan itikadi ve ahlaki kaynağımızın rahmani olmasını gösterebiliriz. Sonuçta bütün etkinliklerin hedefi olan insan hakkında Kuranı Kerimde “Ela bizikrillahi tetmainnul kulub” “Kalpler Allahın zikriyle tatmin olmaz mı?” ayetinin ifham ettirdiği mana ve sıhhatli tefsir “Kalpler ancak Allaha iman ve onun yüceliklerini anarak, inkâr etmeyip tasdik ederek huzura kavuşabilir” demektir.

“Günümüz basit insanının çerezlik dizilerde kim kimi hangi merdiven altında bastırıyor da, hangi ahlak düşkünü varsıl bir sonradan görmeyi, bir aç gözlü aşüfteyi hamile bırakıp, sonradan şerefine(!) yediremeyip çocuğunu aldırıyor” konusu gelişmişlik ve kadın hakları göstergesi değildir. Kaybedilen değerlerden sonraki söylenen, haklı gibi görünen ağır hakaretler, sureti haktan görünen mürai tavırlar ise işlenen gayri ahlaki fuhşiyattan ve adilikten daha da ağırdır. Bu yüzsüzlüklerden fayda elde etme çabasıdır ki, yapılanlardan daha üzücüdür. Eğer sadece kıymetli vakitlerimizi değil de fikrimizi, hatta gelecek nesillerimizi bu vicdansızlara kaptıracak olursak, ne yazık ki kabirlerimizde bile bu hatalarımızdan azap görürüz.

            Devrin çok esaslı değiştiğine inanıyorum. Yeter ki bizler de kendimizi şartların gerektirdiği, zamanın istediği, kendimizi temsilin icabı kadar değiştirelim. Boş kahvehane lakırdıları yerine, tavlanın farsça rakam isimleri yerine, argo mugalatalar yerine okuyarak, düşünerek, sanatsal, sportif etkinlikler yaparak yenileyelim. Bu dünya batı medeniyetinin büyük bir samimiyetle sarıldığı, fakat temel prensip ve değerleri tahrif edilmiş batıl anlayış, bu ümitli yolun sonunda onları ummadıkları boşlukla bırakmıştır.

            Bu bağlamda bizim neslimiz, gözlerine baktığımız, yollarını gözlediğimiz bizim neslimiz, önce kendine, ailesine, milletine ve insanlığa olan görevini yerine getirecektir. Sahip olduğu evrensel ve rahmani bir gayretle insanlığa ışık olacak bir medeniyetin yeniden ihyasını gerçekleştirecektir.
 

Yazıya İlave

24.02.2013 Pazar sabahı gözümü açtığımda rahmetli anneciğimden hayatta olan en yakın akrabalarımızdan Nurettin Uysal ağabeyimle aynı gün, aynı sayfada sitemizde buluştuğumuza çok mutlu oldum.

 Bir çocuğun gözünde her şeyin daha net, daha berrak, daha detaylı dikkat çektiği, adeta bütün objeleri mikroskopla inceler gibi çocukluk gözüyle kavradığımız evleri yazarken bu tevafuk beni çok mutlu etti. Her zaman hissettiğim gibi daha sonradan yazmadığım için büyük bir burukluk duyacağım, üzüleceğim vefasızlıktan kurtardı.

 Rahmetli Kalpağın Kaymakam ismiyle bilinen Rahmetli Mustafa Uysal dedemizi, ailemizin en sabırlı, en bilgili, en marifetli, en hakimane büyüğü rahmetli ( Meliha) Mahbube Uysal teyzemi, Semiha abla diye hitap ettiğim Semiha ablamızı, uzun yıllar gözleri görmeden hastalıklarla yaşayan Rahmetli Anneanneyi anmış oldum. Buradan, resmi(!) kanaldan direkt olarak “ Mustafa Uysal” dedemizin resmini, Rahmetli Öğretmen Selahattin Uysal abimizin resmini, “Gümüşspor’un” basına çıkmamış yayınlanmamış resimlerini,  Nurettin Abimizin Türk sanat müziği icra ederken çekilmiş o yılların modasını tanıyabileceğimiz resimlerini, yayına uygun gördüğü kıymetli materyalleri, sitemiz için rica edelim. Sevgili Derya’ya, Mustafa İnanç’a, Kardeşi Doktor Esra Kardeşlerimize de selam ve sevgilerimizi iletelim.

Bu aile içi bir olaymış gibi görünen laf kalabalığının arasında aslında özel yapısıyla, bölümleri, yüklük olarak kullanılan alt kattaki odası, avluya ve kardeşi rahmetli Sünnetçi Ömer Uysalların evine açılan kapısı, pırıl pırıl merdivenleri, tırabzanları, odalarda eşyaların kamufle edildiği kapaklı dolapları, hatta özel mutfakların daha ev içi mimariye girmediği dönemlerin eseri olarak büyük oturma odasının sağ köşesinde perdeli bir çarkı olan bir evdi. Rahmetli Mustafa Dedemiz titiz beyefendi, söylediğine itibar edilen, çok temiz ve şık giyinen, emin olmamakla birlikte büyük ihtimalle kahverengi ithal kumaştan dikilmiş kaşe palto giyen ve Fötr şapkasının ailemize en çok kendisiyle yaklaşmış olduğu sevgili büyüklerimizdendi.  Tekrar evin boya ve temizliğine gelecek olursak duvarlar dâhil her taraf özenli yağlı boya ile kibar pastel renklerle boyanmış çok farklı bir evdi.

Bu evin zemin katında daha sonraları önce Rahmetli Nihat Beyhan’ın zücaciye dükkânı, daha sonra Rahmetli Eski Belediye Başkanlarımızdan Rahmetli Celal Çakıcı’nın zücaciye dükkânı vardı. Daha sonra pilot olduğunu duyduğum Adnan Çakıcı kardeşimin pilotluktaki ilk maharetlerini buradaki değerli eşyaları kırmadan koruyarak kazandığını zannediyorum.

Muzaffer TAŞDEMİR

h A B E R E  Y o r u m  Y a z

                                                Bu Haberlere Yapılan Yorumlar  (  0 )

Tüm Yorumlar

 

GHK ORTAOULU ESKİ MÜDÜRÜ İSMET KÖPRÜLÜ

 Muhterem KAYA

. . .
ÖLÜMÜ ÖLDÜRMEK (ŞEB-İ ARÛS)

 Prof.Dr.Safi ARPAGUŞ

. . .
SABIR SELAMET VE ZAFER

 Muzaffer TAŞDEMİR 

. . .
İLÇEMİZDE ESKİ BAĞ KÜLTÜRÜ

 Berç SÖZÜDOĞRU

. . .
KENDİSİ OLABİLME KEDİSİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK

 Nafiz  ULUKUŞ

. . .

BAĞ-KURLULARA MÜJDE!

 Oğuzhan DÖĞEN

. . .
Rıza Abinin Arkasından

 Rıza ŞENTÜRK (Çığır)

. . .

KUTLU DOĞUM HAFTASI

 Şükrü  EROL

. .
HAYATIN CİLVESİ, KADER

 SELEME ACAR

. .
PKK GİDİYOR DİYE ÜZÜLMEYİN

 Ahmet Mehmet SALİHLİ

. .
MESEL ANLATICILAR

 Av.Mahmut Tokgözoğlu 

. .
12 EYLÜL ÖNCESİ VE SONRASI

 Mustafa  TURGUT

. .
Ulema sahneden çekilince ne oldu?

 Siyami  AKYEL

. .
İLÇEMİZ TARİHİ MİNİ ÇARŞILARINDAN

 Ali ACAR

. .

 
Genel Haber
Bölgeden Haber
Güncel Haber
Hayatın İçinden
İçimizden Biri
Sanatkarlarımız
Esnaflarımız
Spor
Siyaset

İz Bırakanlar
Röportaj
Sizden Gelenler
Gurbettekiler
Haberiniz Var mı?
Özlü Sözler
Resimlerde Anılar
Eski Meslekler
Kurum Kuruluşlar

Kültür ve Etkinlikler
İlçemiz
İlimiz
Köylerimiz
Mahalle Muhtarlarımız
Anket Sonuçlarımız
Duyuru
Vefat
  Anasayfa

Ziyaretçi Defteri
Foto Galeri
Sohbet
Arşiv

         Sitemizdeki tüm haber ve araştırmalar site editörlerine aittir. İzinsiz kesinlikle kullanılamaz.

                               gumushacikoylu.net@gmail.com

Bölgeler ve Şehirler Bölgeler ve Şehirler

Siteye Hangi İl ve Ülkeden Giriliyor İzlemek İçin
Amasya, Gümüşhacıköy, Hacıköy, Hacıköylü, Gümüşhacıköyden Resimler, Gümüşhacıköy Haber, Sohbet ve Anılarda Gümüşhacıköy, Ali Acar, Hokumet, Hukumet, Hükümet, Radyo, Gazetesi, Tv, Gümüşhacıköy Resimleri, Gümüşhacıköyden Fotoğraflar,Gümüş, Gümüşhacıköy, Köyü, Gumus, Merzifon, Suluova, Kabaoguz, Kabaoğuz, Gümüşhacıköy Turna Bağlar, Kabaoğuz Şenlikleri, Köprülü Mehmet Paşa Camii, gümüşhacıköy bedesteni, gümüşhacıköy saathanesi, leblebi, gümüşhacıköy hamamı,Gümüşhacıköy Keşkek, Cumara Mahallesi, Adatepe Mahallesi, Ulubel Mevkii, ulubel, keltepe mevkii, hacıyahya mahallesi, saray mahallesi, artıkabat çay mahallesi, kilise, beylik çayırı, taşköprü, amasyakent.com, kabaoguz.net, amasya platformu amasyaplatformu