SİTEYE ÜYE OL 
Genel Bölgeden Güncel Röportaj İçimizden Biri Sanatkarlarımız Esnaflarımız Spor Vefat İz Bırakanlar İlçemiz İlimiz
ŞEHİR VE İNSAN ŞEHİR VE ZAMAN ( NOSTALJİ 3)
ŞEHİR VE İNSAN ŞEHİR VE ZAMAN ( NOSTALJİ 3)
Gümüşhacıköy ilçemizde Şehir ve İnsan Şehir ve Zaman isimli Nostalji 2 adlı yazısını köşe yazarlarımızdan Muzaffer Taşdemir´in kaleminden dinleyelim...

Tarih: 27.08.2012      Okunma: 4116     Haberi Yorumla    Haberi Yazdır        Haber : Muzaffer TAŞDEMİR 
 


 

 

SİTEMİZ SOSYAL MEDYA ADRESLERİ

 

 

Nostalji 2 adlı yazıda geldiğimiz yerden yazımıza devam ediyorum.

Bu süreçte damar tıkanıklığı sebebiyle rahatsızlık geçirerek bir hafta Bursa Memleket Hastanesinde yataklı tedavi gördüm. Dr. Mustafa Erim ve Dr. Ümit Sönmez hocaların da alaka ve tedavileriyle Cenabı Allah lütfetti yine sağlığımıza inşallah kavuşacağız Bir ay süreyle geçirilen felç sonucunda gereken rehabilitasyon ve fizik tedaviye devam etmem ve istirahat etmem gerekiyor. Bu süreçte haberdar olarak ziyaret eden ve geçmiş olsun temennisinde bulunan tüm arkadaşlarıma ve dostlarımıza, hepimize ve hepinize teşekkür ediyor, dualarınızı bekliyorum.      

Gümüşhacıköy Çarşısı’nın nostaljisine devam edecek olursak, Hacıköy’den İstanbul’a göç eden Ermeni Nişanların boşluğunun tabii ki dolması gerekiyordu. Onların sattıkları Radyolar, Teypler, Dikiş Makineleri, “Grundig“ ve“Sierra” markaları da unutamadıklarım arasındadır.

Daha sonraları o dükkânda Ömer ve Mehmet Şentürkmen ağabeyler yıllarca çok başarılı ticaretler yaptılar. Müthiş bir performansla toptan perakende faaliyet sürdürdüler

Aşur Söylemez, Cemal Söylemez, Necdet Söylemezler sonradan bu dükkânın sahibi oldular. Rahmetli Halit Culun’un yaptığı gibi arkada atıl  şekilde duran boşluğu katarak buradan güzel bir işyeri elde etmeyi başardılar.

. Rahmetli Mustafa Yetkin Amca, Cahit ve Cevdet Yetkin ağabeylerin onların hemen yukarısında iki dükkân birleştirilerek kullandıkları mağazaları Hacıköy’ün en güzel mağazasıydı. Beyaz Eşya daha yeni yeni kullanılmaya başlanmıştı. İmkânları olanlar bu kaçınılmaz ihtiyaçlarını hemen satın alıyorlar, parası olmayanlar tütün parasına veya mahsule yazdırarak temin ediyorlardı. Yetkinlerin “İpragaz” başta olmak üzere “Arçelik”, Beko”,“Zetina”,”Philips”ve “Bisan” gibi markaları sattıkları bu mağazanın yanında Karamıstık ve Yusuf Temiz ağabeylerin ortak işlettikleri manav dükkânı vardı.

Baştaki köşe dükkân da Rahmetli Kazım Vural Amcanın dükkânıydı. Kazım Amca sürekli takım elbise giyerdi. Açık mavi ve yeşil rengin arasında bir rengi tercih ederdi. Hacıköy tütüncü memleketi idi. Kazım Amcanın bu köşedeki yazıhanesi tütün alımlarının yapıldığı zamanlar daha önem kazanıyordu. Tüccar olarak adlandırılan şirketlerin Tekel’den farklı fiyatları ve ödeme şekilleri olurdu. Alımları bu şirketler adına yapan eksperler bu yazıhanede çalışmalarını yaparlardı. Tütün işlerinin olmadığı zamanlarda Ziraat ilaçları, hayvancılık ve balcılıkla ilgili malzemeler buradan temin edilir ve bu konularda bilgi alınacak bir yer olarak bilinirdi.

Böcüklü Hamamın girişinin bulunduğu Çayır Mahallesine giden sokağa girince hamamın tahta kapıdan girişinin ardından hamamın haznesinin de göründüğü dar koridordan hamama girilirdi. Hacıköy’ün diğer hamamları gibi bazı günler kadınlara bazı günler erkeklere tahsisi edilirdi. Hacı Nadir Türbesinin karşısında Tokatlı Hamamcı Arif Ağabeyin sadece Büyük Hamamı sadece erkeklere hizmet verirdi.

Kazım Amcanın yazıhanesinin arkasında Ekmekçi Muharrem Kaya’nın fırını vardı. En meşhur fırın bu olmasa da, pide koydurmak için her fırında uzun kuyruklar olduğu bir dönemde esnaf sevilirdi. Ekmek ve pidenin yanında, Kebapçı Kadir’in pişirdiği kebap kadar leziz olamasa da fırına et verenler, etlerin piştiğine kanaat edilince tam zamanında domates ve biberlerin konulmasını isterlerdi. Kızaran ortalık etin domates ve diğer sebzelerle saldığı güzel kokular ve salçalı, yağlı, maydanoz rayihalı tiridi nefis olurdu. Her esnafımızın topluma katkısı tam olurdu. Toplam kaliteyi birbirini, seven, adalete riayet eden, birbirlerinin dostluğuna güvenen bu insanlar sağlarlardı. O sokakta sobacı Abraşın Mehmet Amca beni çok severdi. Bizim dükkâna kalay ve nişadır almaya geldiğinde bana uçak yapmayı vaat ederdi. Kendisine bu konuda güven bağlayacak kadar ustalığı kuvvetliydi. Kendisinin çok bakımlı bir BMV Motosikleti vardı. Babam hacı İsmail Taşdemir’in de motosiklet merakı vardı. Bir süre BMV motor bizde de vardı. Sonrada Eymürlü bir arkadaşından Balkan Marka bir motosiklet aldı. Bu motor arıza yapınca Gümüş’e dayıma bırakır bende yerden kaldırmaya gücüm yetmeyen bu motoru hareket ettirir koşa koşa çalıştırmadan Hacıköy’e kadar getirirdim. Rampalarda süratini bulunca da normal motor kullanır gibi üstünde olurdum.

Benim iki tekerlekli binekler üzerindeki olağanüstü sayılabilecek ilk rekorum bu değildi. Mehmet Paşa İlk Okulunu bilirsiniz. Belki o günlerde Ortaokulu Gümüş yolundaki yeni binasına taşınmamıştı. Mehmet Paşa İlk Okulunun bahçe duvarındaki en çok elli santim genişliğinde ve bir metre elli santimden başlayıp iki metreye kadar ulaşan yükseklikteki duvarın üzerinde sirk cambazı gibi alüminyum gövdeli, vitesli, ince tekerlekli bisikleti sürerdim. Denge konusunda bu derece başarılı olsam da kimsenin bana kızmamasına ve müdahale etmemesine, babama şikâyet etmemesine şaşmak gerekir.

          Çarşıdan biraz da mahalleye doğru gidecek olursak gözlerimin önüne kendilerini anmayı başaramadığım komşularım geliyor. Gümüşhacıköy Hatıralarını yaz maya cüret ettiğim andan itibaren ne kadar büyük sorumluluk altına girdiğimi şimdi yeni yeni anlıyorum. Adını anmayı geciktirdiğim dostlar, büyükler, arkadaşlar lütfen bağışlasınlar Panaromik çekim yapan bir fotoğraf makinesi gibi geçmiş zamanda ilerlerken unuttuklarımın ve geciktirdiklerimin haklarını helal etmelerini istirham ediyorum. . Mesela uzun zamandır damar tıkanıklığı sebebiyle rahatsız olan ve yatalak durumda bulunan yakın arkadaşım Recep Kınalıya hem şifa diliyor, hem de ziyaret imkânı olanların bu sevabı almalarını diliyorum.

          Âcizane elime kalemi alıp yazarken mükemmeli değil olması gerekeni sunmak istiyorum. Ümidim bu sunacağımız bilgileri, bugünün çocukları ve yarının büyükleri değerlendirecektir. Geleceğin kâmil müminlerini ve başarılı önderlerini, tartışılmaz entelektüellerini, değerli bilim adamlarını, ilmini kişisel menfaatleri için değil ulvi gayelerle insanlık için kullanacak gençlerimizi teçhiz etmesini diliyorum.

Bazen karşımda bahsetmediğim evler, evlerin kapıları, avlular ve evlerin etrafındaki bahçeler canlanıyor. Sonuçta bütün bu yapılara anlam katan renk veren, can veren, nefes veren dostlar canlanıyor. Arapçada”Elmekan bilmekin” diye, ”Yer ve mekân orada bulunanla değer kazanır” sözü bu durumu ne güzel tanımlıyor.    

Babamın dükkânına göre ve kendi yaşadığımız eve göre o günleri kafamda canlandırıyorum. Saray mahallesi çavuş Pınarı sokağın altında rahmetli Ahmet Baykuş amcanın evi bizim evle duvar duvaraydı. Ahmet amcayı kahverengi takım elbisesi ve fotr şapkasıyla hatırlıyorum. Sanıyorum 1974 lerde elim bir trafik kazasında sevgili komşumuzun hanesinden dört ölüm aynı günde meydana geldi.  Doğum için Merzifon’a giderken Rahmetli Suat Ağabey, Rahmetli eşi ve yengeleri vefat ettiler. Bu vesileyle Allah cümlesinin mekânlarını cennet ve kabirlerini pür nur eylesin.

Hemen onların karşılarında Sadık Çağlar Amcanın evi vardı. Sadık amca memurdu. Merhum oğlu Mustafa Çağlar astsubay olarak en son İzmir’de emekli olmuş ve genç yaşta rahmetli olmuştur. Sadık Amca örnek şahsiyeti ve ciddiyetiyle, cana yakın davranmayı, hal hatır sorarak çevresindekilerin gönlünü kazanmayı iyi bilen bir büyüğümüzdü. Ast subay olarak görev yapan Mustafa Bey de ihlâslı, mütevazı birisiydi. Mustafa Çağlşar emekli oldu İzmir’e yerleşti ve orada yanılmıyorsam 2009’da vefat etti. Sevdiklerine değer veren bir insandı. Bursa’da misafirim olmuş ve beni çok memnun etmişti.Bu vesileyle bütün geçmişlerine mağfiret diliyorum.  Karşılarında nakliyecilikle uğraşan Mustafa amcaların evi vardı. Kurt Mıstık namıyla bilinirdi. Daha sonradan Gölcük’e göç ettiler.

Aralığın devamında öğretmen Aslan Atmaca hocanın evi vardı. İki oğlu da bizim dükkânda yaz tatillerinde esnaflık öğrenmişlerdi. Büyük oğlu Taner’le aynı yaşlarda olduğumuz için daha sıkı bir arkadaşlığımız vardı.

Aralığın en sonundaki ve geniş bahçesi olan güzel bir evde Hacı Ömer Başkan Amcanın eviydi. Onların bahçesinde elma, kiraz, karadut, normal dut ağaçları vardı. Fatih Başkan da aynı yaşta olduğumuz yakın arkadaşımdı. Doktor olan İbrahim Bey de kardeşim Enver Beyin emsali ve yakın arkadaşıdır. Rahmetli anneleri de kendi annemiz gibiydi. Ömer Amcanın manevi hususlara vukufu ve ihlâsı ona ayrı bir değer kazandırıyordu. Büyük oğlu Rıfat Ağabey İnşallah sağlığında helallik ve duasını almak ilk fırsatta nasip olur. 

Sokakta zahireci İzzet Çimir amcanın evi vardı. Oğulları İhsan Abi öğretmen olmuştu. İrfan sanıyorum asker oldu ve nerededir inşallah bir gün öğrenirim. Evlerinin bitişiğinde tek göz ufacık avlusuyla talebe evi denilebilecek bir ev vardı. Hatırlayabildiğim kadarıyla burada Duran abi diye bir abimiz ve anası çocuğunu okutuyordu. O iki odalı küçük ahşap ev, çocuğunu okutmaya gelen ana babaların, ya da tek başına kalabilen talebelerin kaldığı bir evdi. İnsanımızın en tabi hakkı olan eğitim hakkı bile böyle imkânsızlıklarla yapılabiliyordu.

Köşede Fırıncı Fadime namıyla meşhur Fadime Teyze ve Arif Amcanın evi vardı. Burada haftanın belirli günlerinde yakacak odununu getiren komşular mis gibi kokan, kabukları tam kıvamında pişerek kızarmış somunlar pişerdi. Hamur getirilen tekneye yirmi, yirmi beş somun doldurulur, üzeri kalınca bir sofra beziyle örtülürdü.Belki de bu örtünün örtülmesi, tekneyi taşırken kokusunu duyup da canı çeken olmasın amacını taşıyordu. Fırından yeni çıkan somunların kabuklarının çıkardığı çıtır çıtır sesler ve buram buram dağılan koku, bunu bilebilme şansına sahip olanlara o hazzı ve zevki bir daha yaşatmıştır. Mahallenin böyle önemli bir işinin çözüm yeri olan bu mütevazı güzel ev aynı zamanda komşuların ahvalinin, dertlerinin konuşulduğu yer olurdu. Aynı zamanda henüz tecrübesi az olan ev hanımlarının da müşküllerine cevap bulabilecekleri bir yerdi.

Hemen yanında Rahmetli Mirat Cevherin evi vardı. Evin intizamı yüksek duvarından belli oluyordu. Murat Amcalar geçen hafta Ai Acar Beyin bahsettiği, Cumhuriyet döneminde belki de Gümüşhacıköylü ilk profesörümüz olan Rahmetli Prof. Dr. Nihat Çetin Hoca efendinin akrabasıdırlar. Âlim, Fadıl ve muazzam bir şahsiyet olan Hoca efendi’nin bir defa ziyaretine muvaffak oldum. Ruhaniyetlerine her Kur’an okuduğumda bağışlamak zorunluluğu hissediyorum. Ruhuna hepinizden bir fatihayı şerife istirham ediyorum. Çılgınca ladiniliğe koşulan bir dönemde ilmini, imanını ve şahsiyetini muhafaza ederek, köksüz hayaller için değerlerini muhafaza eden ve bunu bugünkü nesle ulaştıran bu kahramanlarımızdan Yüce Allah razı olsun. Bu büyüklerimizin bizlere intikal ettirdikleri şevkle insanlığı layık olduğu yerlere inşallah çıkaracağız.

Çıkmaz sokağa girişte Salim Dilsiz’in betonarme iki katlı evi vardı. Çocukluğumuzda uzun yıllar lise müdürü olan Muhammet Durmuş bu evde oturmuştur. Müdür Beyin açık mavi wolswogen mavi (tosbağa) otomobili Hacıköyün ilk hususi otomobillerindendir. Bitişiğinde Ali Bölükbaşı hocamızın evi vardır. Bu evde daha sonraları benim İlkokul öğretmenim İsmail Bektaş hocam da oturmuştur. Ali Bölükbaşının oğlu Mustafa Bölükbaşı başarılı bir tahsil yaparak fen dalında sanıyorum mühendislik başarmıştır. İsmail Bektaş hocamın oğlu Orhan Bektaş da Kaptan olmuştur. Komşuları Rahmetli Boyacı İsmail Boz da çalışkan ve dürüst bir insandı. Oğullarından Mehmet Osmancık’ta öğretmenlik yaparken, Ahmet de daha sonra vefat ettiler. Emsallerimizin, oyun arkadaşlarımızın böyle rahmeti rahmana kavuşmuş olmaları ömürlerimizin kıymetini  ve ne kadar güzel yaşamaya çalışmamız gerektiğini ikaz edip durmaktadır. Komşusu İbrahim ve oğlu Mustafa İpçi hem Fehmi Taşdemir Amcamın dünürüdür. Çocukluk ve gençlik yıllarımda lokantacılık yapmaktaydılar. Pişirdikleri Tas Kebabın tadını tarif etmek mümkün değildir. O etin tiridindeki kristalleşerek parıldayan  görünüşü, lezzetli etin her zerresindeki tadı ve boncuk boncuk kristalleşen et suyunun kıvamındaki salça rengiyle kazandırdığı tad ve  renk ancak yemekle anlatılabilirdi. Ömer Çiftçi ve ailesi oğulları İbrahim yaşıtımızdı.

En yakın arkadaşlarımdan birisi de Kamil Bingöl’dür. Doktor olan arkadaşımın babası uzun yıllar Işık İlkokulu Müdürümüz olan Gültekin Bingöl hocamızdı. Çok sevdiğimiz ve takdire şayan hocamız Yunanistan’da yaşayan Türk’lere öğretmenlik yapmak üzere yurt dışına çıkmıştır. Orada milli bir görevi fedakârca ve layıkıyla yerinen getirdiğinden dolayı bütün ailesini kutlamak gerekir. Uzunca bir süre aynı apartmanda oturduk. Kamil ve Kardeşi Kamuran Bingöl ile çocukluk dönemi arkadaşlığımız olmuştur.

Sağlık memuru Mehmet Güngör Amcanın daima beyaz kireçle temiz boyanmış duvarı ve çift kanatlı kapısının üzerindeki süslemeli tacını unutmuyorum. Karşı köşede Bayici Nuri Amcanın evi vardı. Oğlu Yaşar Abi ast subaydı. Mehmet Güngör’ün torunları Doğan Bey, Melahat Hanım, Nimet Hanım eğitim ve bürokraside uzun yıllar hizmet veren arkadaşlarımdır. Babası Alaattin Amca da bizim dükkânın devamlı kayıtlı müşterisiydi. Anneleri Hikmet Teyze terzilik yaparken makara ve tela gibi bazı malzemelerini de bizim dükkândan alırdı.

Aralığa girdiğiniz zaman Hamdi Yaprak Amcanın geniş bahçeli evi, Ahmet Sun’ların evi, Mustafa ve Ahmet Akkuş’ların evi, Enver Eryılmaz ve rahmetli eşi terzi Muazzez Teyzenin evi vardı. Bugünkü gibi giyim sektörü gelişmediği için terzilik çok muhtaç olunan bir meslekti. Şimdi raflardan alınıp hemen giyilebilen, denenebilen hazır hazır giyim ürünlerinin yerine iyi bir terzide sıra bulabilmek ve nasıl bir giysi hayal ettiğinizi mükemmel bir şekilde tanımlamak gerekiyordu.

Bu çıkmaz sokakta yaşayan emsallerimizden birisi de Mehtap Tv. Televizyonunda Kadınlara yönelik programlar ve özellikle yemek programları hazırlayan ve sunan Nuriye Özen TORAMAN  kardeşimizdir, diyerek iftihar ediyor ve nostaljinin bu bölümünü burada sonlandırıyorum.

Selam ve sevgilerimle hayır dualarınızı bekliyor, Allah’a emanet olalım diyerek tamamlıyorum.

 

 

BURSA 25.08.2012

h A B E R E  Y o r u m  Y a z

                                                Bu Haberlere Yapılan Yorumlar  (  4 )                                                          
 

Sancak Yuksel
Sayin Muzaffer Bey, Gumushacikoy'un bizim ailemizde ozel bir yeri var. Rahmetli babam Mahmut Yuksel'in Edebiyat Ogretmeni olarak ilk tayin oldugu yer Gumushacikoy Lisesi idi (1970-1974), belki kendisini hatirlayanlar cikabilir. Hayali carsi ve mahalle gezintiniz beni cocukluguma goturdu. Seneler sonra bir daha gelip sokak sokak oralari dolasmak istiyorum. Selamlar Sancak Yuksel Houston, TX , ABD
  Tarih: 3.12.2012                                                          
 
ihsan
Bu baykuş sokağında yaptığınız gezinti çok güzel fakat bende ismail arkadaşımıza katılıyor ve o sokakta yıllarca oto tamirciliği yapmış olan HACI MURAT abiyi atlamış olmanıza ve Saray mahallesine yıllarca MUHTARLIK yapmış Mustafa BAYKUŞ amcayı hatırlammış olmanıza inanamıyorum.Syg.
  Tarih: 29.8.2012                                                          
 
ismail
o sokaklarda gezerken nasıl olurda yıllardır saray mahallesi muhtarlığı yapan rahmetli MUSTAFA BAYKUŞU unutursunuz merak ediyorum
  Tarih: 28.8.2012                                                          
 
Saim Samancı
Sevgili Muzaffer Abi Öncelikle geçmiş olsun diyor ,sıhhatine kavuştuğun için sevindiğimi belirtmek istiyorum. Bu güzel yazı dizis için teşekkür ediyorum, unutmaya yüz tutmuş isimleri hatırlamamıza vesile oldun. Hayatta olmayan arkadaşlarımıza ve büyüklerimize allahtan rahmet diliyorum. Tekrar geçmiş olsun dşyor sağlık sıhhat ,saygılar sunuyorum.
  Tarih: 28.8.2012

Tüm Yorumlar

 

GHK ORTAOULU ESKİ MÜDÜRÜ İSMET KÖPRÜLÜ

 Muhterem KAYA

. . .
ÖLÜMÜ ÖLDÜRMEK (ŞEB-İ ARÛS)

 Prof.Dr.Safi ARPAGUŞ

. . .
SABIR SELAMET VE ZAFER

 Muzaffer TAŞDEMİR 

. . .
İLÇEMİZDE ESKİ BAĞ KÜLTÜRÜ

 Berç SÖZÜDOĞRU

. . .
KENDİSİ OLABİLME KEDİSİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK

 Nafiz  ULUKUŞ

. . .

BAĞ-KURLULARA MÜJDE!

 Oğuzhan DÖĞEN

. . .
Rıza Abinin Arkasından

 Rıza ŞENTÜRK (Çığır)

. . .

KUTLU DOĞUM HAFTASI

 Şükrü  EROL

. .
HAYATIN CİLVESİ, KADER

 SELEME ACAR

. .
PKK GİDİYOR DİYE ÜZÜLMEYİN

 Ahmet Mehmet SALİHLİ

. .
MESEL ANLATICILAR

 Av.Mahmut Tokgözoğlu 

. .
12 EYLÜL ÖNCESİ VE SONRASI

 Mustafa  TURGUT

. .
Ulema sahneden çekilince ne oldu?

 Siyami  AKYEL

. .
İLÇEMİZ TARİHİ MİNİ ÇARŞILARINDAN

 Ali ACAR

. .

 
Genel Haber
Bölgeden Haber
Güncel Haber
Hayatın İçinden
İçimizden Biri
Sanatkarlarımız
Esnaflarımız
Spor
Siyaset

İz Bırakanlar
Röportaj
Sizden Gelenler
Gurbettekiler
Haberiniz Var mı?
Özlü Sözler
Resimlerde Anılar
Eski Meslekler
Kurum Kuruluşlar

Kültür ve Etkinlikler
İlçemiz
İlimiz
Köylerimiz
Mahalle Muhtarlarımız
Anket Sonuçlarımız
Duyuru
Vefat
  Anasayfa

Ziyaretçi Defteri
Foto Galeri
Sohbet
Arşiv

         Sitemizdeki tüm haber ve araştırmalar site editörlerine aittir. İzinsiz kesinlikle kullanılamaz.

                               gumushacikoylu.net@gmail.com

Bölgeler ve Şehirler Bölgeler ve Şehirler

Siteye Hangi İl ve Ülkeden Giriliyor İzlemek İçin
Amasya, Gümüşhacıköy, Hacıköy, Hacıköylü, Gümüşhacıköyden Resimler, Gümüşhacıköy Haber, Sohbet ve Anılarda Gümüşhacıköy, Ali Acar, Hokumet, Hukumet, Hükümet, Radyo, Gazetesi, Tv, Gümüşhacıköy Resimleri, Gümüşhacıköyden Fotoğraflar,Gümüş, Gümüşhacıköy, Köyü, Gumus, Merzifon, Suluova, Kabaoguz, Kabaoğuz, Gümüşhacıköy Turna Bağlar, Kabaoğuz Şenlikleri, Köprülü Mehmet Paşa Camii, gümüşhacıköy bedesteni, gümüşhacıköy saathanesi, leblebi, gümüşhacıköy hamamı,Gümüşhacıköy Keşkek, Cumara Mahallesi, Adatepe Mahallesi, Ulubel Mevkii, ulubel, keltepe mevkii, hacıyahya mahallesi, saray mahallesi, artıkabat çay mahallesi, kilise, beylik çayırı, taşköprü, amasyakent.com, kabaoguz.net, amasya platformu amasyaplatformu